Gazeteciler Cemiyeti | HAKKI SAYIN:”ZAFER GAZETESİNDE ÇALIŞIRKEN MENDERES İLE HİÇ GÖRÜŞMEDİM”
19792
page,page-id-19792,page-template-default,ajax_fade,page_not_loaded,boxed,,qode-theme-ver-5.6,wpb-js-composer js-comp-ver-4.3.4,vc_responsive

HAKKI SAYIN:”ZAFER GAZETESİNDE ÇALIŞIRKEN MENDERES İLE HİÇ GÖRÜŞMEDİM”

HAKKI SAYIN:”ZAFER GAZETESİNDE ÇALIŞIRKEN MENDERES İLE HİÇ GÖRÜŞMEDİM”
Kurtuluş Savaşı sırasında doğdu, gençliği ikinci Dünya Savaşı yıllarında geçti, Halkevleri dergilerinde şiirleri ve yazıları yayınlandı, yetenekli kalemi onu Babıali’ye ardından da Başkent’te götürdü, Demokrat Parti yayın organı ünlü Zafer Gazetesinin sorumlu yazı işleri müdürlüğünü altı yıl yürüttü, ülke karışık bir ortama girince ajansçılığa geçti, Cumhuriyet Çınarlarımızdan Hakkı İhsan Sayın ile yetmiş yılı geride bırakan anılarını tazeledik.
Hükümet Tabibi İsmail Hakkı Bey kurtuluş savaşı öncesi, Ermeni ve Rum çete saldırılarından endişe duyarak, asayiş yönünden daha güvenli olan Trakya Bölgesinde görev ister ve Çanakkale’nin Biga ilçesine yerleşir. Adını verdiği öğretmen olan oğlu İsmail Hakkı’yı da akrabalarından, Saadet Hanım ile evlendirirler. Saadet Hanım, o zaman az rastlanan rüştiye mezunu aydın bir genç kızdır. Bu evlilikten ilk çocuk hayata tutunamaz ve ikinci çocuk Hakkı Sayın da 1922 yılında Çanakkale’de dünyaya gelir. İlk ve Orta öğrenimini burada tamamlayan Sayın, en yakın Lise için Balıkesir’e gider. Bir yıl sonra da babasının atanması ile geldiği Denizli Lisesinde öğrenimini sürdürür.
Bu dönem, Hakkı Sayının edebiyatla ilgilendiği yıllardır. Öyküler, şiirler yazmakta ve bunlar da; yerel ‘ Yol Dergisi’, ‘Yeni Denizli Gazetesi’ ve ‘Halkevleri Dergisinde’ yayınlanmaktadır. İkinci Dünya Savaşının en şiddetli geçtiği günlerdir. Hakkı Sayın, lise mezuniyetini bekletmekte ve PTT de bulduğu işte de çalışmaktadır. Savaşın bitişi ile tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de huzur ortamı oluşur, Sayın lise mezunu, edebiyatla ilgili bir gençtir.
1946 yılında Halkevlerinin Ülkü Dergisinin ülke çapında düzenlediği şiir yarışmasının birincisi, ‘Uzak’ adlı şiiri ile Hakkı Sayın olur.
Babıali’nin en büyük ismi ‘Tasvir-i Efkar’ gazetesi, baş yazar Cihat Baban ve Ziyad Ebuziya ortaklığında ‘Tasvir’ adıyla yayınlanmakta ve geniş bir kitleye ulaşmaktadır. Kalemi ile adını duyuran Hakkı İhsan Sayın 1948 yılında buradan aldığı teklifi hiç düşünmeden kabul ederek gazete kadrosuna girer. Fıkra yazarı Ercüment Ekrem’dir ve Neyzen Tevfik sık sık onu ziyarete gelmektedir. Spor haberlerini de Eşref Şefik hazırlamaktadır.
Hakkı Sayın; Sabahattin Ali’nin duruşmasını izlemeye Ankara’ya giden, 1949 yılında kurulan İstanbul Radyosunun aranılan röportajcısı, ekonomi ve toplumsal konular üzerine yoğunlaşan haberleri ses getiren, adı bilinen bir gazetecidir artık…
ÖDÜL VE KOVULMA
Savaş sonrasında ekonomisini düzeltemeyen ülkemizde bir de ‘siyah ekmek’ sorunu yaşanmaktadır öyküsünü Hakkı Sayın anlatıyor:
“Ekmekler giderek siyahlaşıyor, mide ve cilt hastalıklarından hastanelere kaldırılanlar var. Yazı işleri müdürüm Vahit Ramiz bunu araştır dedi. Toprak Mahsulleri Ofisinin İstanbul Bölge Müdürü genç birisi, gittim konuştum. Kanada’dan alımı yapılan atmış bin ton ekmeklik buğday olduğunu ama bunun gelişinin bizdeki hasat mevsimi ile çakıştığını aldım. Ben bu bilgileri ‘ekmekler ne zaman beyazlaşacak’ diye yazdım. İlk gün beni kutladılar, İktisat Bakanı Cemil Sait Barlas aramış gazeteyi, ‘‘bu haber, ülkeyi kurtardı, stoklardaki buğdaylar piyasaya çıktı’ demiş. TMO ya çağırıldım ve bana hediyeler verildi…
Ertesi gün işe geliyorum, kapıda gazeteden Kemal Aydar ile karşılaştım, ‘seni kovdular, biz de hep birlikte işi bırakıyoruz’ dedi. Sonradan bir şikâyet olmuş, ’ yalan haber’ yazmaktan beni kovmaya kalktılar ama arkadaşlarım direnince, plan işlemedi”.
Hakkı Sayın, İstanbul’da Tasvir Gazetesinin önemli bir ismi olarak meslek yaşamını başarıyla sürdürür, ta ki Demokrat Parti iktidarının iddialı bir gazete çıkartma kararına kadar. Hükümet, yayın organı Zafer Gazetesi için büyük yatırım yapmıştır ve profesyonel bir kadroya bunu emanet edecektir, ilk isim de Babıali den Hakkı Sayın olur. ‘vali maaşı’ dediği transferin öyküsü de şöyle.
ANKARAYI UNUTAMADIM
“ Tasvir gazetesinde haberden habere koşulan çok hareketli günler yaşadım, 1952 yılında Ankara’dan bu teklifi alınca hiç düşünmeden evet dedim. 1946 yılında şiirim birinci gelince, Halkevleri Genel Merkezine gidip, CHP Genel Sekreter Yardımcısı Kasım Gülek’den ödülümü almıştım. Ankara’nın kültür havasını son derece hareketli bulmuştum ve unutamadım. Maaş da çok iyi, vali kadar alacağım, bin iki yüz lira…
Ayrıca dayım Sabri Dündar Pınarbaşı, Ağır Ceza Reisliğinden emekli olmuş Ankara’da avukatlık yapıyordu. Ankara’da önce şaşırdım, Denizciler caddesinde kötü bir bina ve eski teknolojide çalışıyoruz ama birkaç ay sonra Fethi Giray, Gazanfer Kunt ve Cavit Oral’ın ortak yaptırdığı bir bina vardı Rüzgârlı sokakla Agâh Efendi sokağın köşesinde, oraya geçtik. Sedat Simavi, kendisine getirdiği makinenin aynısının bize alınmasında yardımcı oldu. Son teknoloji idi, 48 sayfaya kadar çıkabilen, on silindirli, saatte elli bin gazete basan ve paketleyen bir matbaa makinesi, yazı kadrosu ve teknik servislerle yüz kişiye yakın çalışanı ile büyük bir işletme olduk. Bir döneme damgasını vuran, yönetim kurulunda Demokrat Partili beş bakan olan Güneş Matbaacılık A.Ş. burada hizmet verdi.
Çok güzel bir sistem kurduk, istihbarat şefi olarak gittiğim Zafer de üç ay sonra da sorumlu yazı işleri müdürü oldum. Genel Müdür Fatin Fuat Tözer, Başyazar da Mümtaz Faik Fenik idi, karısı Adviye Fenik de ‘Sarı Çizmeli’ başlıklı fıkra yazardı. Yardımcım, Cenap Yakar ile geceli gündüzlü yoğun bir çalışmaya girdik. Fenik ile Menderes anlaşamadılar daha sonra Bahadır Dülger başyazar oldu, anlaşmazlık yine sürdü, onu da İstanbul da yeni kurulan Havadis Gazetesinin başına gönderdiler. Ünlü Fransız aktris Zaza Gabor dan boşanarak ülkeye gelen Burhan Belge baş yazar oldu”.

GERZE KÜL OLDU
Gazetenin tüm yükünü taşıyan Hakkı Sayın, gece geç saatlere kadar işte olmanın ödülünü de bir atlatma haber ile alır, işte öyküsü:
“Her zaman olduğu gibi yine gece yarısına kadar gazetedeyim, son bir kontrol yapacağım ve baskıya geçeceğiz. Telefon çaldı, aldım bir bey, ‘Karadeniz bölgesinden bir yangın haberi aldınız mı?’ dedi, hayır dedim ve kapattık. Bu kafama takıldı, Samsun Jandarmasını aradım. Nöbetçi asker bana Sinop’un Gerze ilçesinde çok büyük bir yangın olduğunu Valinin de oraya gittiğini söyledi. Valinin evini bağlattım, eşi doğruladı. Sinop ardından da Gerze ile irtibat sağladım. Tamamı ahşap olan ilçede bin iki yüz bina yanmıştı fakat can kaybı yoktu. Manşeti değiştirdim, ‘Gerze Kasabası Kül Oldu’ diye 90 punto verdim ve sayfayı yeniden yaparak baskıya geçtim. Kızılay başkanı da Sinoplu Rıza Çerçel idi, gece onu aradım, oda hemen yardım konvoyunu yola çıkarttı.
Ertesi gün gazetede beni öyle bir karşıladılar ki ben bile ‘uzatmayın artık’ diyerek bazı arkadaşlarımı kırdım. Başbakanlıktan beni sormuşlar, MİT den bir görevli geldi ve nasıl duyduğumu araştırdı.
Zafer Gazetesinde çalıştığım sürede Başbakan Adnan Menderes ile hiç konuşmadım. Gazeteyle Parti Genel sekreteri ve Kayseri Milletvekili Kamil Gündeş ilgilenirdi, çok beyefendi bir insandı, ‘Hakkı Bey Oğlum’ diye hitap ederdi, Menderes’in istekleri ikimiz arasında konuşulurdu, her konuyu onunla çözerdik.”
İHTİLAL HAVASI
Hakkı Sayın daha önce kısa bir dönem çalıştığı ajansçılığı düşünmektedir. Türk Haber Ajans’ındaki deneyimlerini kendi adına kullanmak amacıyla, Zafer Gazetesi yönetiminin de izni ile Ankara’da Türk Basın Ajansı’nı kurmuştur.
Ülkedeki ortamdan rahatsız olan Hakkı Sayın, 1959 yılı Şubat ayında Zafer Gazetesinden ayrılarak yaşamına yeni bir yön verir. Sayın anlatıyor:
“ Gerginlik 1958 yılında başladı. İsmet Paşa ile Başbakan Menderes meclis kürsüsünde sert tartışmalara girdi, Meclis ve politika hayatı bundan sonra alt üst oldu, Harbiye yürüdü falan… Bu arada Akis Dergisi de önemli bir görev üstleniyordu. Sahibi Metin Toker 1953 yılında Fransa’dan dönünce Zafer Gazetesinde bir yıl çalıştı. Paşanın kızı Özden Hanımla evlenmek üzereydi, bizden ayrıldı. O zaman, Menderesin yakın arkadaşı Dr. Mükerrem Sarol ‘un aracılık yaptığı, yüklü bir tazminat ödendiği ve karşılığında ‘öğrendiği özel bilgileri kullanmaması’ istendiği gibi şeyler duymuştuk. Toker, Akis’te etrafına bir grup genç gazeteci topladı, muhalefetin yayın organı gibi çalıştı, zararlı neşriyat yapıldı. Sanal gazeteciler ortaya çıktı, pireyi deve yapan yazılar yayınlanıyordu, bence Metin Toker, ihtilal de önemli bir rol aldı.
İhtilal sözünü yıllar önce bir diplomat bana bahsetti. Önemli birisi idi, ben de Burhan Belge’ye anlattım, hiç ihtimal vermedi, ‘safsata’ dedi, ilgilenmedi. Mualla Anıl isminde kadın kollarından biri vardı. Gazeteye kadın kolları ile ilgili haberler getirilerdi. Eşi subay olan bir arkadaşı ona anlatmış ve ‘çok yakın’ demiş, bunu da ilettim yine ilgilenen olmadı, ortalık iyice karıştı, ben ayrıldım. İstanbul’da muhabirliğinden tanıdığım Orhan ismindeki arkadaşım, patron olmuş, onun İstanbul Postası adlı gazetesine Ankara Temsilcisi oldum. Ayrıca imtiyazı annemin üzerine olan Türk Basın Ajansı da zaten çalışıyordu, mesleğimi bu iki organda sürdürmeye başladım.
İhtilal odu, Zafer Gazetesinin mallarına el kondu, bina mühürlendi, aynı binadaki bizim Ajans da mühürlenmiş. Ben bir süre dayımın evinde saklandım, ortaya çıkmadım. Yirmiye yakın çalışanımız var. Genç bir arkadaşımız, Ankara Garnizon komutanı Nuri Teoman Paşa’ya çıkmış ve Ajansların çalışma sistemini, tarafsızlığını falan anlatmış, iki gün sonra mühür söküldü, ben de katıldım ve çalışmaya başladık.”
Dil Tarih Coğrafya Fakültesi mezunu olan Hakkı Sayın ekonomi haberleri üzerindeki çalışmaları ile iki bankanın kuruluşuna katkısı olmuş. Sanayi Kalkınma Bankası’nın kurulması gerektiğini savunmuş ve bu düşüncesini hükümete kabul ettirmiş, aynı düşüncelerle kurdurduğu Vakıflar Bankasına da isim babası olmuş.
1968 – 1974 yıllarında Ticaret ve Sanayi Bakanlıklarında ve OYAK Basın Müşavirlikleri görevlerinde bulunan Hakkı İhsan Sayın on beş yıl da Gazi Üniversitesi Basın Yayın Yüksek okulunda da ders verdi, Basın Ve Halkla İlişkiler Derneğinin kurucuları arasında yer aldı, uzun süre de başkanlığını yaptı.
Hakkı Sayın’ın iki evliliğinden birer oğlu var. Uğur Sayın ve Murat Sayın, Bengisu ve Ezgisu da torunları.

BU SÖYLEŞİ, 2010 YILINDA İSTANBUL-BEYLERBEYİNDEKİ EVİNDE YAPILMIŞTIR.